3 Aralık 2009 Perşembe

montessori

MONTESSORI EGITIMI& HARİKA ÇOCUK NASIL YETİŞTİRİLİR
Montessorı de amaç güvenlikli bir eğitim ortamında öğretmen olarak çeşitli becerileri öğretmek değil, rehber olarak o becerileri kendisinin edinmesini sağlamak.
Güvenli ortam deyince oda düzenlemesinden bahsetmek istiyorum.
Bir Montessorı eğitiminin yapılacağı oda kesinlikle korkuluklu yüksek yataklar, ulaşılamayacak koca kapaklı dolaplar, açılamayan , açılınca parmak sıkışması kazalarına maruz kalınan çekmecelerden, dibi görünmeyen yüksek oyuncak varillerinden oluşmamalı.
Olması gereken çocuğun uyandığında yatağından oyun alanına gidebileceği bir yer yatağı, gruplandırılarak ayrılmış küçük oyuncak sepetleri, bu sepetlerinde içine dahil olabileceği küçük raflar, ulaşabileceği kitaplıklar, açık, yine ulaşabileceği kendisinin asıp çıkartabileceği şekilde elbise dolapları, dışarıdan geldiğinde ya da gideceğinde rahatça uzanıp ceketini alabileceği ve asabileceği askılıklar, ayakkabı ve terlikler için ayakkabılıklar.
Banyoda kişisel temizliğini kendi başına yapabilmesi için ayna, diş fırça ve macununu koyabileceği bir raf, ayna , küçük havlusunu bu havluya asabileceği bir havlu. Ufak bir sandalye ve masa... Eğer odanın kapısı tehlikeli bir alana açılıyorsa ki onlar biz ne kadar dikkat edersek edelim evin herhangi bir köşesinde tehlikeye ulaşabiliyor.
Bu yüzden en güvenlikli şekilde düzenlenen odasının dış dünyaya açılan kapısını küçük çıtalarla bir korkulukla kapatmak en iyisi.
Özgürce keşfedip oynayabileceği güvenli bir alan oluşmuş olabilecek böylece. Materyallerinin ham maddesi ise doğal malzemeler, karton kartlar, tahtalar, tahtalar, tahtalar :):):).
Bu materyalleri şu an buralarda bulmakta zorlanıyorum, yapabildiklerimi evde yapıyorum şimdilik ve Montessarı konusunda araştırmaya son hız devam ediyorum.
Eksiklerimiz olsa da odamızı ve evimizi ona göre düzenliyorum. Okul öncesini, araştırmalar, okumalar ve alternatif eğitimle halledeceğiz de.
Ya ilköğretim- Ortaöğretimini?.
Ne acı değilmi bu cümleleri bir ilkokul öğretmeninin kurması. Ama gerçek bu günümüzdeki eğitim sistemi, yarışma odaklı-başarıya endeksli.
Dersaneye başlama yaşımız 8-9'a indi. 4-5 yaşlarında kurslara, yabancı dilleri öğretmeye , öğrenmesi için kapı kapı dolaşmaya, bu yarışa diğer çocuklardan bir adım önde başlama çabası içerisine giriyorlar.
Onlar oyun oynamak istiyor, arkadaşlarını sevmek-onlarla rekabet etmeyi değil. Bu saçmayarış hazırlıkları sırasında rekabete zorlanan, bu rekabeti-bu yarışın yaşam stili haline dönüştüren aileler 8-9 yaşından itibaren bencil-çıkar ilişkileri kuran bireylerin temellerini atıyorlar.
Çocukların bireysel farklılıklarını ve zeka düzeylerini gözönüne aldığımızda hepsi farklı sınırlara sahip.
Bu durumda her beş çocuktan biri bu yarışa başlarken en az on adım geriden başlıyor. Bu durumda her çocuktan aynı eğitimin verilip hepsinden aynı başarı bekleniyor.
Onlar bir zorlu yola çıkıyorlar, bu yolda başkalarının belirlediği sürede olmasının önemli yoksa ulaşması gereken yere, kendi ulaşması gereken yere, belki de en mutlu olacağı yere varmasımıdır?
Her çocuk için yapılması gereken en önemli şey ona bişeyler başarabileceğini hissettirmek ve bu başarını ödüllendirmektir.
Çalışsa da başaramayan o kadar çok çocuk varki etrafımda. Eğer çalışıyorsa, onun çalışması değerli olmalı. Aslında olması gereken o kadar çok şey varki.
Yazdıklarım gerçek ve olması gerekenler.
Bir de bu yarış pistinin nasıl hazırlandığı, bu alanın kimler ve hangi durumlar yüzünden oluştuğu. At gözlüklü anne-baba, öğretmen-öğrencilerin bu gözlükleri kimden aldığı konusu var.
Evet bırakalım gidecekleri hedefe kendi istedikleri sürede ulaşıp mutlu olsunlar.
Düşünen, soran duyarlı insanlar yetişsin.
Umarım bu özelliklere sahip abileri-ablaları gibi işsiz ve buna bağlı mutsuzluklar onları karşılamaz. Bu özellikte o kadar çok insan varki şu an işsiz, mutsuz, bu onun suçumu tabi ki değil.

Hiç yorum yok: