17 Nisan 2010 Cumartesi

Seninle gezmek artık bir zevk hanımefendi.

Dışarı çıkmak bir eziyet olmaktan çıktı.
Bir omzumda içinde bezlerin,yedek giysilerin
bir omuzumda bir termos sıcak su ve mamaların bulunduğu bir çantam yok artık.
Anlamsız huysuzlukların
gezdiğim yerin tadına varmadan kalkmamı sağlayacak ağlamaların da.
Elinden tutup iki arkadaş gibi gezebiliyoruz
Ben yürüyüşümü yaparken sen beni bisikletinle takip ediyorsun
yolda gördüğün karıncalar ,çiçekler,çocuklar hakkında konuşup
bir de şarkı tutturdun mu değmiyorlar keyfimize:)
önüne çıkana düdük çalıp
''Çetilinnn çarparım haaaa''uyarıların
bisikletten düşecek gibi olduğunda
''Düşecektim düşecektim dittat et''
diye kendine yaptığın telkinlerin
Hava karardığında
yol kenarında bisikletini bana devredip
''Hava kalaldı anne ,güneşte yok bak''diyip yürüyüşlerin
Zevk aldırıyor bana.
Saatlerce vakit geçirebiliyor ve bundan çok mutlu oluyoruz ikimiz...

3 yorum:

sebnem oguz dedi ki...

inanırmısın selda dün aksam cok sevdigim arkadasımın evinden saat 11 civarı Asya'yla kalkarken ve sorunsuz bir gece gecirdigim icin benzer seyleri ben de dusundum ve hatta bir yazı yazacagım bu konuda ... simdi okuyunca sasırdım ne kadar eszamanlı oldu bu his eh tabi cocuklar da yasıt ondan ama boyle gunu gunune aynı rahatlama uzerine kafa yormak ...kalp kalbe karsıymıs dedirtti..bol neseli analı kızlı zevkli gunler ....

sebnem oguz dedi ki...

bu arada blog sayfasındaki degisiklikler de cok güzel olmus...

SERRA dedi ki...

ayy o günler bize de bir gelse:(